Site İçi Arama
Ana Menü
Ana Sayfa
Atatürk Köşesi
Hakkımızda
Neden Zengile?
İletişim İçin
Tüm İçeriği Göster

Güzelsu
Haberler
Duyurular
Resim Galerisi
Tarihi
Konumu
Yöreden Yerler
Güzelsudan İnsanlar
Soyağacı ve Secere
Muhtarlık
Tarihten Bir Yaprak
Sanatsal Eserler
Kültürü
Florası

Akseki
Komşularımız

Arama Yap
Linkler
Akseki Yöresinde Geleneksel Düğmeli Ev Ustalarından Bazıları Yazdır E-mail
Okuyucu Oylama: / 68
Kötüİyi 

İlk insanlar barınaklarını kamış, ot ve ağaç dalı, taş, buz ve çamur gibi malzemelerle inşa ediyorlardı. Yapım yöntemlerinin gelişme­siyle ahşap ve taş, ana yapı malzemeleri haline geldi. Gelişen yapım sistemi de, bir meslek gru­bu olan yapı ustalığını oluşturdu.

 

Kaynaklarda rastlanmamakla bera­ber, yapı ustalığının örgütlenmesinin, 13.yy. '-da Anadolu'da debbağlıkla başlayan Ahilik ör­gütünün 32 ana kolundan biri olduğunu düşün­mek yanlış olmayacaktır. Şöyle ki; böyle dü­zenli bir örgütlenmenin içinde elbette, hayatın devam etmesi için gerekli yapı türlerini, özellik­le Ahi Zaviyelerini, inşa eden grup olan "yapı ustaları"da bulunacaktır.

 

Eskiden yapı ustalarının, yapının plan­lanması, mühendislik hizmetleri ve yapının tez­yinatı gibi bütün hizmetleri yerine getirdiği dü­şünülürse, bugün bütün bu özellikleri yaşatan ustaları bulmamız olanaksızdır. Ama belki de bu anlamdaki yapı ustalarının sonuncularını Akseki'de buluyoruz.

 

Akseki, Antalya ilinin kuzeydoğusun­da, tarihi ipek yolu üzerinde, bugün ise Antalya-Konya karayolu üzerinde yer alan, Alanya'dan sonra Antalya'nın en eski ilçesidir. Akse­ki'nin sert iklimi ve dik yamaçlardan oluşan do­ğal yapısı, yöre insanını barınma ihtiyacı olan evlerini ve diğer gereksinmelerini inşa ederken de etkilenmiştir.

 

Tipik bir Akseki evi, iki katlıdır 60-70 cm. genişliğindeki dış duvarlar, kuru taş duvar tekniği ile örülmüş olup, 50-60 cm.de bir, ahşap hatıllarla boyuna ve dikine bağlanır. Dış cepheleri oldukça sade olan evlerin içinde tavan, dolap, kapı ve pencere kepenklerinde son derece kaliteli ahşap işçiliğine rastlanır.

 

Şimdi sizlere sırayla Çukurköy Güzelsu ve Akseki merkezde kendilerini tanıma fırsa­tı bulduğum üç değerli yapı ustasını tanıtmaya çalışacağım.

 

 

AHMET ÖZKAN, ÇUKURKÖY  

Çukurköy, Akseki'nin güneyinde yer alan Murtiçi'nin 7 km. Doğusunda, 85 haneli bir köy. Akseki'nin diğer köyleri gibi, bütün evleri yamaca kurulmuş. Köy halkı hayvancılıkla ge­çiniyor.

 

Ahmet Özkan bir yapı ustası (Solda). 1920 doğumlu. 80 yaşında. Dedesi Hatip Mehmet Efendi, o da ustaymış ve köyün tek okur-yazarıymış. Ahmet Özkan da okulu kö­yünde okumuş, eski yazı biliyor. "Mesleğe nasıl başladın?" diye sorduğumuzda, 15 yaşınday­ken bir demir parçası bulduğunu, onu eğe gibi kullanarak, ahşabı oyduğunu anlatıyor.

 

Ahmet Usta 18 yaşındayken, Antalya-Konya karayolu yapımında çalışmış, pratik çözümleriyle tanınmış. Askerliğini onbaşı olarak Antakya, Ankara, Yozgat ve Çorum'da yapmış ve askerliği 3 yıl sürmüş. 1944 yılında Akse­ki'ye döndüğünde, askerdeyken gördüğü kağ­nı arabasını yaparak Akseki'de bir ilki gerçek­leştirmiş.

 

Ahmet Usta, Fersin; Taşlıca ve Çukurköy'de yaklaşık 75 evin yapımında çalışıtı (Solda). Kereste olarak, karşı yamaçtan kes­tiği çam ağaçlarını kullanırmış. Ağaçlar kesil­dikten sonra 1-2 ay süreyle kurutulurmuş. duvarı da kendisi yaparmış. Kireç olmadığı, duvarları, içeriden, ak toprak ve su karışımını sıvarmış.

 

İlk kiremiti Konya'dan tanesi 22 kuruşa kendisi getirtmiş. Kiremit yokken, çatıların düz dam olduğunu, tahtaların üzerini çam yongaları ve çamur karışımıyla düzlediklerini söy­lüyor Ahmet Usta. Kapı ve pencere doğramalarını da kendisi yaparmış.

 

Ahmet Usta,  20 yıl önce bırakmış mesleği. "Kimse ilgi duymadığı ve artık köye betonarme evler yapılmaya başladığı için kendi yerine bir usta yetiştiremediğini söylüyor.

  

MUSTAFA KARAOSMANOĞLU; AMERİKALI, GÜZELSU

  

Bir diğer yapı ustası Mustafa Karaosmanoğlu'nun (Solda) yaşadığı köy olan, GÜZELSU Çukurköy'ün 7 km. Kuzeydoğusun rakımı oldukça yüksek.(1150m)  Köyün karşı yamaçları katran ormanı.

 

Oldukça eğimli bir yamaç üzerine kurulan köyün, bütün yolları doğal taş kaplama, (Sağda). Bu taş döşemeyi ustalara  uygulatan kişilerden Mehmet Öztekin, 102 yaşında. Maalesef kendisi bizimle görüşemeyecek kadar yaşlıydı.

 

"Amerikalı" lakablı Mustafa Karaosmanoğlu, 1920 doğumlu. Askerliğini Gelibolu'da yaptıktan sonra, 1946-1951 yıllan arasında Aksu Köy Enstitüsü'nde ahşap işçiliği konusunda çalışmış. Değişik ve pratik çözümler üretmesi karşısında enstitü öğretmenlerinden birisi "Sende Amerikalı kafası var" dediğinden beri, adı "Amerikalı" olarak kalmış.

 

Mustafa Usta'nın soyadından da anla­şılacağı gibi, büyük dedesi Manisa'da bir çiftlikte kahyalık yaparmış. Babası taş duvar ustasıymış. Köyde yapımına katkı koymadığı ev yokmuş. Hala ufak tefek yapım işlerine yardım ediyor.

 

Kereste için ağaçlan, dağdaki katran ormanından alırlarmış. Eğer ağacı Haziran ayında kesersen, bir hafta gibi çok kısa bir za­manda kullanabilirmişsin. Ahşabı, dolap. kapı. pencere, tavan ve kepenk yapımında kullan­mışlar.

 

Amerikalı, evini asker dönüşü kendisi yapmış. Odalar, kullanımlarına göre tefriş edil­miş. Sofanın iki yanındaki odalarda, makat de­dikleri ahşaptan çakılmış, üstüne yatak, yor­gan koydukları yükseltinin içini, kuru erzak koy­mak için kullanıyorlar Makatın üzerinden açı­lan kapağın içerisi, banyo teknesi olarak kulla­nılıyormuş. Bir nevi gusülhane gibi. Ama ben­zerleri gibi bu yıkama yeri dolabın içinde değil, kapak açılarak içine girip, yıkanıyorlar.

 

Amerikalı'nın evinin alt katında, yıllar­ca kullandığı atölyesi bulunuyor (Yukarıda). Ha­la küçük işler için kullanılıyor. Atölyesinde ren­ge, planya gibi küçük aletlerin dışında iki kişi­nin karşılıklı olarak geçip kullandığı el bıçkısı da hala duruyor. (Solda). Kış aylarında evde otururken, tahta kaşık, salata tahtası, sandık ve sandalyeler yapıyor Bunların yapımında, dut ceviz ve çınar ağacını seçiyor.

 

Amerikalıya ustasını soruyoruz. Onu anlatmak için bizi ustası Mehmet Kişioğlu'nun aynı köyde yapmış olduğu Borazan'm Evi'ne götürüyor (Sağda)

 

Ev, yıllardır kullanılmadığı için yıkıl­mak üzere. Bu kadar kötü duruma gelmesinin bir nedeni de evin oğlunun kapı ve dolap ka­paklarını, satmak için sökerek götürmesi. Bu gerçek. Akseki'nin bütün köylerinde, evler sahiplenilmediği sürece karşımıza çıkıyor aslın­da. Bu ev yöresel söylenişle "Düğmeli Ev"le­re bir örnek. Mustafa Usta taş duvarı yapar­ken, bir kişinin içerde, bir kişinin de dışarıda ça­lıştığını, böylece yapım sürecinde bir paralellik kurulduğunu anlatıyor.

 

Bu evi gördükten sonra şöyle bir ger­çek çıkıyor karşımıza, tanıma fırsatı bulduğum bu üç usta da. kendi ustalarına göre daha sade, daha gösterişsiz evler yapmışlar Musta­fa Usta'ya bunun nedenini sorduğumuzda o-nun döneminde para olmadığını, sadece ihti­yacı karşılamak için evler yapıldığını söylüyor.

  

DURMUŞ PİŞKİN, AKSEKİ MERKEZ

  

Akseki Merkez'de buluştuğumuz Dur­muş Pişkin. 68 yaşında (Solda). Ustalığa, duvar ustası olan babasının yanında 15 yaşın­da başlamış. Akseki Merkez ve köylerinde pek çok evin yapımında ve övünerek anlattığı Hü­kümet Konağı 'nın yapımında çalışmış.

 

Durmuş Usta, düğmeli evlerin 100-150 yıl ömrü olduğunu ve en önemlisi depreme dayanıklı olduğunu anlatıyor öncelikle. Ger­çekten andız veya katran ağacından birbiri üzerine, kertilerek oturtulan ahşap hatıllar, du­vara bu esnekliği sağlıyor Hatıl sistemi duvar içinde dikine, pencere üstüne kadar gidiyor ve pencere üstünde, bir nevi lento gibi yatayda da bağlanıyor.

 

Durmuş Usta, diğer ustalardan farklı olarak ağacın kesildikten sonra 6 ay suda bek­letildiğini, kendi tabiriyle "abanozlaştırıldığını", daha sonra da 5-6 ay kurutulduğunu anla­tıyor.

 

Evlerin dışını genelde sıvanmadığını, içlerinin ak toprak ve suyla sıvandığını, daha zengin olanların ise. Akseki'nin kuzeyindeki Yaka Dağı'ndan kum getirilerek; kum, yavru saman ve kireçle dış yüzeyleri sıvadıkları ve maayla perdahladıklarını anlatıyor.

 

işte aynı iklimin, aynı coğrafyanın üç yapı ustası. Hepsi bir geleneği sürdürerek, düğmeli evler yapmaya devam etmişler. Ama tüm ısrarlarına rağmen yeni ustalar yetiştirmemişler.

 

Ya şimdi?

 

Taşın yerini beton, ahşabın yerini plastik esaslı malzemeler aldı. Bunun sonu­cunda çok net olan bir şey var ki; biz böyle suni ortamlarda yaşamaya devam ettiğimiz sürece. Amerikalı gibi, 80 yaşına gelmiş ve hala mes­leğimizi bilfiil idame ettiriyor olamayacağız.

 

Ve çok açık bir şey daha var ki; hiçbiri­miz, yüzyıllardır devam eden bir gelenek ve görgüyle, evlerin ön cephelerine bu büyüklükte işaretlerini koyan ustalar kadar cesur ola­mayacağız.

 

Son bir söz söylemek gerekirse;

 

Unutmamalıyız ki.

 

Hiçbir şey ölmez, her şey yaşar,

 

Işığı taşıyan eller değişir, ama taşı­dıkları ışık ölümsüzdür.

 

 

Şeyda Güvenç DURAN Y. Mimar

Yorum

Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler.
Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz.

 
Rastgele Resim
Oturum Açma Formu
Kullanıcı adım buydu

Şifremde şuydu

Beni hatırla ki bu bilgisayardan giren başkaları şifremi çalabilsin
Şifreni mi unuttun? Buyur burdan yak.
Hala hesabın yok mu? Verelim bir tane en beleşinden.
Kimler Online
Şuanda 14 ziyaretçi online
İstatistikler
Üyeler: 152
Haberler: 66
WebLinkleri: 86
En Yeni 5 Üyemiz
Zengile
(2010-08-04 23:23:04)
Güzelsu
(2010-08-04 23:22:15)
tiryal
(2010-03-19 22:32:16)
tatahasan
(2009-11-03 13:10:48)
utku
(2009-09-04 22:46:21)
Falsız Kalma
Bugünkü Burcunuz

Bu sitede gezinmek için herhangi bir tarayıcı ve çözünürlük önerimiz yoktur, tamamen sizin göz zevkiniz.
Bu site her gün güncellenmez, fazla bir beklentiniz olmasın.
Bazı hakları saklıdır © ::. Zengile.net .::

::. Musa Kazım Akşen.:: & ::. Deniz Aydemir .::

.